15874,80%0,40
43,37% 0,03
51,45% 0,31
7095,82% 2,18
11598,92% 2,42
Balıkesir İYİ Parti Milletvekili Burak Dalgın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada kırmızı et fiyatlarındaki hızlı artışın araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi. Et krizinin yalnızca bir gıda meselesi olmadığını vurgulayan Dalgın, yaşanan tablonun doğrudan ekonomi politikalarının sonucu olduğunu söyledi.
“Et fiyatı sadece kasaptaki etiket değildir; bu, vatandaşın cüzdanıdır, çocukların sağlığıdır, üreticinin ayakta kalma mücadelesidir” diyen Dalgın, kırmızı et fiyatlarının iktidarın ekonomi performansını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
“Etiketlerde yangın var”
Son bir yılda et fiyatlarındaki artışın resmi enflasyonun iki katına ulaştığını belirten Dalgın, dana etinin kilogram fiyatının 750 liradan başladığını, karkas et fiyatının ise 370 liradan 600 liranın üzerine çıktığını hatırlattı. Yıllık artış oranının yüzde 61’e ulaştığını söyleyen Dalgın, yalnızca son bir ayda yaşanan yüzde 13’lük artışın maaş zamlarını daha vatandaşın cebine girmeden erittiğini dile getirdi.
“Kırmızı et artık bayramdan bayrama”
Etin toplumun geniş kesimleri için erişilemez hale geldiğini belirten Dalgın, vatandaşın kasap vitrinlerine “müze gezer gibi” baktığını söyledi. Kırmızı etin Kurban Bayramı’ndan Kurban Bayramı’na tüketilen bir ürüne dönüştüğünü ifade eden Dalgın, Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kırmızı et tüketiminin yalnızca 16 kilogram olduğunu vurguladı.
“Avrupa’nın yarısı kadar et tüketiyoruz. Kırmızı ve beyaz et toplamında bile Arjantin’in, Yunanistan’ın hatta Kongo’nun gerisindeyiz” dedi.
“Bizden üç kat zengin ülkelerde et daha ucuz”
İktidarın “küresel kriz” gerekçesini eleştiren Dalgın, uluslararası karşılaştırmalar yaptı. Türkiye’de etin kilosunun yaklaşık 20 dolar seviyesinde olduğunu belirten Dalgın, Londra’da aynı ürünün 13–14 dolara satıldığını söyledi.
“Kişi başına geliri bizim üç katımız olan ülkelerde insanlar eti bizden yüzde 50 daha ucuza alabiliyor” ifadelerini kullandı.
İthalata bağımlılık vurgusu
Türkiye’nin yılda yaklaşık 800 milyon dolarlık sığır ithalatı yaptığını ve bu alanda dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı konumunda bulunduğunu hatırlatan Dalgın, yem ithalatının ise 5–5,5 milyar dolara ulaştığını belirtti.
“Yabancı sığırı, yabancı yemle besleyip yerli ve milli et bekliyoruz. Döviz arttıkça et fiyatlarının uçması kaçınılmaz oluyor” diyen Dalgın, Et ve Süt Kurumu üzerinden yapılan ithalatlarda şeffaflık eksikliği bulunduğunu savundu.
“Bu bir beka meselesidir”
Konuşmasının en çarpıcı bölümünde çocukların beslenme sorunlarına dikkat çeken Dalgın, Türkiye’de çocukların yalnızca yüzde 12’sinin günlük hayvansal proteine erişebildiğini söyledi.
“Protein alamadığı için gelişimi geri kalan, bodur kalan çocuklarımız var. Beş yaş altı bodurlukta OECD ülkeleri arasında en kötü sıralardayız. Bundan daha büyük bir beka meselesi olabilir mi?” diye sordu.
Üç maddelik çözüm önerisi
Dalgın, et krizine karşı üç temel adım atılması gerektiğini belirterek şunları sıraladı:
Gelirlerin artırılması: Orta direği ezen vergilerin azaltılması ve istihdam odaklı kalkınma.
Arzın artırılması: Yerli üreticinin desteklenmesi, ithalatla fiyat baskılamak yerine üretimle bolluk sağlanması.
Şeffaflık: Et ithalatında aracıların, maliyetlerin ve kâr marjlarının kamuoyuna açık hale getirilmesi.
Dalgın, “Vatandaş etin tadını unuttuysa, bunun sorumluluğu iktidarındır” sözleriyle konuşmasını tamamladı.